SENİN OLDUĞUN YERDE GÜNEŞE GEREK YOK GÜLÜM ...
Lisans student
Don't you know that I like you isn't in your network. Add Don't you know that I like you
|
mavi_melekwrote:
BİR DERS BİR HADİS=Ben, haklı bile olsa münâkaşayı terkeden kimseye cennetin kenarında bir köşkü garanti ediyorum. Şaka bile olsa yalanı terkedene de cennetin ortasında bir köşkü ; ahlakı güzel olana da cennetin en üstünde bir köşkü garanti ediyorum
6 days ago
|
|
|
betüL btLwrote:
SAHİ GİDİYOR MUSUN Sahi gidiyor musun? Öyle ya toplamışsın tüm düşlerimi Hasret bavuluna doldurmuşsun Ve askısından indirip son gülüşlerimi Kendini ayrılığa vurmuşsun Sahi gidiyormusun? Dur, dur bu yük ağır gelir adama Sen bu vebali taşıyamassın Burda bırak aşktan kalan bir kaç parçayı Bırak yüreğimi sana ağırlık yapmasın Sahi gidiyor musun? O zaman ben yolcu edeyim seni Bu hüznün hamallığını ben yapayım Bırak sevdam yük olmasın istersen Götüreceğin yere kadar ben bırakayım Sahi gidiyor musun ? Sen gelmemi diyorsun nasıl dersen Öyleyse burada vedalaşalım Al şu gözlerini götür aklımdan Ben şu vefa köşesinden ayrılayım Sahi gidiyor musun ? Ardında bırakdıklarına aldırmadan Kanayan kalbimi yerden kaldırmadan Sormadan, yanmadan, sınamadan Öyle sesizce ayrılığı yormadan Sahi gidiyor musun ? O zaman neden bu kadar sessizim Niye hala delirmedim öfkeden Acıdan çıldırmadım Sensizde dönecek dünya öylemi Ben hala nasıl başıma yıkmadım Sahi gidiyor musun ? Gidiyorsun...geride bir enkaz bırakıp Kalp kırıklarımın üstüne basıp Susuyorum sesimi duymuyor musun Bilsen ...diyeceğim zaten biliyorsun Sahi gidiyor musun ? Hatta gitmissin bile şaşıyorum Ruhum, canım, soluğum Ben gitmişim sende madem Hala nasıl yaşıyorum... HAYIRLI GÜNLER...
June 28
|
|
|
mavi_melekwrote:
ALLAH'ın Selam Gönderdiği Kadın Hz HATİCE
Bir dal parçasıyla çizgiler çekiyor toprağa. Talebeleri büyük bir dikkatle elini ve dudaklarını izliyorlar. Gördükleri: Dört uzun çizgi. Duydukları: " Biliyor musunuz nedir bunlar?" Çizgiler uçsuz bucaksız bir kara tahtaya dönüşen yeryüzünden gözlerine akıyor. Soru, ellerinden tutup böyle zamanlarda bir ağızdan söyledikleri o tanıdık cümleye götürüyor: "Allah ve Rasûlu'dur en iyi bilen!" Bu teslimiyet cümlesi, kendisinden sonra gelecek bütün cümleleri kucaklamaya hazır olduklarını gösteriyor. Kapılarını sonuna dek açıyorlar yeni bir hakikati karşılamak için. Hakikat bu kez Nebi'nin şu kelimeleriyle yansıyor kalp aynalarına: "Cennetlik kadınların en üstünleri Huveylid'in kızı Hatice, Muhammed'in kızı Fatıma, Firavun'un zevcesi, Müzahim'in kızı Asiye ve İmran'ın kızı Meryem'dir.- Allah hepsinden razı olsun." Allah hepsinden razı. Öyle ki içlerinden birine selam gönderiyor meleğiyle. Cebrail (as), bu yüce selamı iletmekle kalmıyor, kendi selamını da yolluyor Hatice'ye. Kalbi duracakmış gibi oluyor Hatice'nin işte o an! Çünkü bu selamla birlikte bir müjde; "İçinde gürültü ve yorgunluk bulunmayan cennet evi" var. Aslında onun dünyada da bir cennet evi olmuştu. Nasıl olmaz! Son Peygamber'in ilk eşiydi o, yirmi beş yıl, dile kolay! O evde paylaştı hayatı "Emin" ile "Tahire"- "Mustafa" ile "Kübra". O evde dünyaya geldi Kasım, Zeynep, Rukıyye, Ümmü Külsum, Tayyib, Tahir ve Fatıma... O evin damında beklendi dönecek kervan Şam'dan. O evden yüründü Hira'ya, o eve dönüldü Hira'dan. O evde titredi vahyin haşyetiyle Peygamber. "Bana neler oluyor Hatice?" dedi, "Endişe ediyorum kendimden!" O evde anlattı Muhammed (sav) Cebrail (as)'in görünmesini. Nasıl üç defa sıktı bedenini, nasıl "Oku!" dedi: "İkra bismi Rabbikellezi Halak!" O evde örttü Hatice, Rasûlu kat kat, o evde serdi teselli sözlerini ruhuna: "Öyle deme! Yemin ederim ki Allah hiçbir zaman seni utandırıp üzmez. Çünkü Sen akrabanı gözetirsin, doğru konuşursun, işini görmekten aciz kimselerin elinden tutarsın, yoksulları kayırırsın, misafirleri ağırlarsın, haksızlığa uğrayan kimselere yardım edersin!" Ve o evden çıktılar birlikte anlamak için olan biteni. Amcaoğlu'nun yanına vardılar Hatice'nin. Varaka b. Nevfel, o bilge yaşlı, İbranice okuyabilen İncil'i ve Tevrat'ı, Hira'da görünenin bütün peygamberlere vahiy getiren melek olduğunu söyledi. Sonra iç geçirdi "Keşke genç olsaydım da, kavmin seni yurdundan sürerken yer alabilseydim yanında!" İşte o an, orada şehadet getirdi ilk Müslüman. Dönüp eşinin nurlu yüzüne, "Allah'ın elçisi olduğuna şehadet ederim!" dedi Hatice. Yeryüzünde sadece üç Müslüman var: Son Peygamber, Hz. Hatice ve Hz. Ali. Ne muhteşem bir yalnızlık! Tavaf ediyorlar Kâbe'yi. Sonra yine o eve gidiyorlar devam etmek için kulluklarına. Bir ara vahiy kesiliyor. Dağlarda dolaşıyor Nebi. Kalbi daralıyor üzüntüden. Ara sıra görünüp, "Sen Allah'ın gerçek elçisisin!" diye teselli etmese Cebrâil, bir kuş gibi bırakacak kendini boşluğa. İşte o günlerde en büyük desteği nurlu eşi Hatice annemiz veriyor yine. Zorlukların aşılacağını, darlıkların genişleyeceğini, her şeyin Allah'ın elinde olduğunu söyleyerek merhem sürüyor kalbine. Bir kadının zor günlerde eşinin yanında nasıl durması gerektiğini gelecek zamanların hafızasına kazıyor. Yeryüzünün ilk Müslüman evinde malıyla, nefesiyle, canıyla koruyor Muhammed (sav)'i. O Muhammed (sav)' güzel ahlakını görüp, nasıl aşkla sevdiyse O'nu, nasıl davet ettiyse eşi olmaya, bu güçlü, soylu ve güzel kadın öyle titriyor üzerine aşkla. Nasıl da yorumlamıştı yaşlı bilge, henüz evlenmeden gördüğü rüyayı. Hani güneş Mekke üzerinde dönüp durmuştu da sonunda yavaş yavaş inip girmişti Hatice'nin evine. "Şöhreti cihanı kaplayacak büyük birisiyle evleneceksin!" demişti Varaka. Mekkeli müşriklerin üç yıl süren kuşatmasında, o hep Müslümanlarla beraber, o hep güneşinin yanında. Ta ki vakit gelip çizene kadar sınırı ecel. Hicretten üç yıl önce, üç gün arayla toprağa verdi Son Peygamber siperlerini. İlki amcası Ebû Talib, ikincisi sevgili eşiydi. Gri bir örtünün iki ucundan tutup Mekke'nin üzerine serdi bu iki yolcu. "Hüzün Yılı" konuldu bu gri zamanın adı. Yirmi beş yıl, yani yaşarken Hatice Annemiz, başka bir kadınla evlenmemişti Peygamber. Vefat ettikten sonra da asla unutmadı. Ah Âişe Annemiz kendi ifadesiyle bir ölüyü kıskanmıştı! Bir gün Hz. Hatice'nin kızkardeşi Hale ziyarete gelmişti de Rasûl'un evini, sesi Hz. Hatice'nin sesine benzeten Nebi heyecanlanıp ayağa kalkmış, "Sesin ne kadar benziyor ona!" derken yaşlı kadına, gözleri parlamıştı. Ah Âişe Annemiz! "Allah sana ondan hayırlısını verdi!" demekten alıkoyamamıştı kendini. Sevgili Efendimiz'in gözleri buğulanmış, validemize şefkatle bakarak şu sözleri mırıldanmıştı: "Ey Âişe! Herkes beni inkar ettiğinde bana inandı Hatice! Çevremdekiler 'Yalan söylüyorsun!' dediklerinde 'Doğru söylüyorsun! Asla çekinme!' dedi. İnsanlar köşe bucak saklarken maddi varlıklarını, o servetini önüme döktü, 'Emrindedir! İstediğin kadar harcayabilirsin' diyerek. Dünyada bir başıma kaldığım günlerde, 'Hepsi geçici bunların, üzülme, zamanla zorlukların yerini kolaylıklar alacak' dedi. Ben Haticeyi güzelliğinden dolayı değil, bunun için unutmuyorum!" Bir dal parçasıyla çizgiler çekiyor toprağa Son Peygamber. Dikkatle baksalar toprağa Hz. Hatice'yi temsil eden çizginin biraz daha uzun olduğunu görecekler. A.Ali Ural
June 28
|
|
|
__$$$$$$$ __$_____$ __$_____$ __$_____$ __$_____$(_( __$_____$(=' :') __$_____$.(,('')('') __$_____$$$$$$$$$ __$_____________$ __$_____________$ __$$$$$$$$$$$$$$$ ___$$$$$$$$$ __$_________$ _$___________$ $_____$$$_____$ $____$___$____$ $____$___$____$ $_____$$$_____$ _$___________$.()""() , ✿✿ ___$$$$$$$$$....( ';' ) , ✿✿✿✿ …………......…,=(´)=(´):=✿✿✿✿ …………….........("),,,(") ´✿✿ $$$$$$____$$$$$$ $_____$__$____$ $_____$_$____$ $_____$_____$ $__________$ $_________$ $_______$ $_____$..... .()"() $$$$$......... o", ) .. ................ (")(")(,) ___$$$$$$$$ _$$_________$ $$___$$$$$$___$ $______________$ $______________$ $____$$$$$$$$$$$ $____$$ _$_____$$_ __$$$$$$$$$$$$/ )/ ) …………...…....=( `;`)= .............…......(")("). ♥تكفيني الذكرى♥ 『♥』 LOVE 『♥』『♥』
June 28
|
|
|
mavi_melekwrote:
iffetli nesillerin yetişmesinde helal rızkın tesirleri nelerdir?
Allah Teâlâ yeryüzünü semaları ve onlardaki sayısız nimetleri yaratmış ve insanlığın hizmetine sunmuştur. Bütün bu nimetlerden istifade etme hususundaki esas hüküm onların mübah oluşudur; yani hakkında yasaklayıcı bir hüküm gelmemiş olan şeyler helaldir. “O’dur ki yeryüzünde bulunan her şeyi sizin için yarattı.” (Bakara 2/29); “Göklerde ve yerde ne varsa hepsini Zât-ı âlîsinden bir lütuf olarak sizin hizmetinize veren de O’dur.” (Câsiye 45/13) mealindeki ayet-i kerimeler yerde ve göklerdeki bütün nimetlerin insanların istifade etmeleri için âmâde kılındığını açıkça anlatmaktadır. Evet yenilmesi içilmesi veya kullanılması ayet ya da hadislerle yasaklanmamış olan her şey helaldir. Fakat Cenâb-ı Hak bir kısım şeyleri yasaklamış ve bu umumî istifade iznini bazı hükümlerle sınırlandırmıştır. Ayet ve hadislerin ortaya koyduğu hükümlerle yapılması kesin olarak yasaklanan şeylere “haram” denilmektedir. Haramları tayin eden doğrudan doğruya Hazreti Şâri’dir; bu açıdan sırf Allah’ın emri olduğu için onlara yaklaşmamak gerekmektedir. Bununla beraber netice itibarıyla her haramın pek çok zararı olduğu ve onun yasaklanmasının sayısız hikmetlerinin bulunduğu da bir hakikattir. Herhangi bir haramı irtikap etmenin bazen maddî bazen de manevî zararları olur. Mesela bir lokma haramın insanı inhirafa götürmesi ve hatta onun çoluk-çocuğunun genel durumuna da tesir etmesi her zaman söz konusudur. Zikredildiği üzere helaller ve haramlar Cenâb-ı Hakk’ın emirleriyle belirlenmiştir; hiç kimsenin kendi düşüncesine göre helalleri haram ya da haramları helal saymaya hakkı yoktur. Şahsî yorumları neticesinde böyle büyük bir yanlışlığa düşebilecek kimseleri Mevlâ-yı Müteâl şöyle ikaz etmektedir: “Kendi dillerinizin yalan yanlış nitelendirmesiyle uydurduğunuz asılsız sözleri Allah’a mal ederek “bu helaldir şu haramdır” demeyin. Çünkü Allah adına yalan söyleyenler asla iflah olmazlar.” (Nahl16/116) Hazreti Rezzâk-ı Kerîm “Allah’ın size rızık olarak yarattığı şeylerden helal ve temiz olmak suretiyle yiyin!” (Maide 5/88); “Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin!” (Bakara 2/168) mealindeki ayet-i kerimelerle nimetlerden istifadenin çerçevesini beyan buyurmuş; helal ve temiz rızkın peşine düşülmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu itibarla insan Cenâb-ı Allah’ın nimetlerinden afiyetle yiyip içebilir; fakat hangi yolla olursa olsun her eline geçeni kullanamaz. Yiyip içtiği şeylerin dinî bakımdan yasaklanmış veya şüpheli şeyler olmamasına ve onlarda şunun bunun hakkının bulunmamasına dikkat etmelidir. Helalinden kazanmalı ve maddî-manevî tertemiz olan şeylerden -meşru dairede kalmak suretiyle- faydalanmalıdır.
June 27
|